Yine o en sevdiğim anlardan birindeyim ve yaratıclık duygularım haddinden fazla yüksek.Ve böyleyken bir dakika dahi düşünmeden yazı yazmaya koyuluyorum her zamanki gibi.Odanın pencereleri açık dışarı gözle görülür daha doğrusu gözle görülemeyen derecede karanlık hatta gelin şunu tatlıya bağlayıp zifiri karanlık diyelim.Ve yine her zamanki gibi oda lambasını değilde masa lambasının loş ışığını tercih ediyorum.Aklımda birden fazla düşünce var.TIK..Bir ses duyuluyor ve elektriğin kesildiğini farketmem uzun sürmüyor ama kararlıyım bişeyler yazmaya.İçerden mum alıp geliyorum ama içimden demin yazdıkalrıma devam etmek gelmiyor.Düşünmek için dosdoğru zifiri karanlığa dikiyorum gözlerimi.Ve karşımdaki yaşam mücadelesini görünce neden bu kadar dikkatsizim diye hesap soruyorum kendi kendime.Biliyorum ben sıradadışıyım ve kimsenin görmediklerini daha doğrusu göremediklerini görüyorum 1 yıl kadardır.Dedim ya kimsenin göremediklerini görüyorum hala değiştirmedim fikrimi çünkü eminimki kimse mumun yaşam mücadelesine bakıp da hüzünlenmez.
Çok acı bir şey aslında binlerce genç dert bile sayılmayacak acıların altında kalınca hayatına kıyıp giderken akılsız bir nesnenin hayatta kalmak için yaptıkları yüreğimi dağlıyor.Oksijenin yanıcılığıyla birlikte ortaya çıkan ateş gitgide eritiyor mumun yumuşak tabakasını.Ama ümidi kaybolup gidene kadar tükenmiyor.Eriyon Kısım yukarı çıkıyor ve kendini aşşağıya atıyor adeta intihar ediyorlar gibime geliyor ama sonra farkediyorum gerçeği.Meğer o aşşağıya atlayan mum zerreleri aşağıda doğru kayıp giderken soğuk hava sayesinde hemen donup görevlerine,hayat mücadelelerine dondukları yerden devam ediyorlarmış bu olayı izlerken hiç birşey yazamadım sadece izlemekle yetindim.Eğer o an düşündüklerimi yazsaydım gözlerinizin dolacağından hiç şüphem yok.
Elime Tükük bezlerimin bir ürünü olan tükrükden bir damla alıyorum ve hiç zaman kaybetmeden elimi yanma pahasına alevin içine koyup söndürüyorum bunca yaşam mücadelesi veren bir nesneye karşı kayıtsız kalmanın bana yakışmayacağını düşünmeden edemiyorum.. :P
Berk Güneş

İnsanlar kendi mutsuzluklarını kendileri yaratıyor, bunun bir türlü farkına varmak istemiyor,...

Hangi asrın insanıyım ben? Neden ayak uyduramıyorum bu çatlak asfalta? Söylediklerinizden tek bir...

Ne zaman yeni bir yazı yazmaya kalksam, masanın başına geçtiğimde, her defasında cayıyorum. Aslında...

Sevgili günlük tarzında yazmayı ben de isterim tabi ki, ne yalan söyleyeyim hiç tarzım değil....
5 Haziran 2011 tarihinde yazılmış film görüşüdür. Ayrıca izlenilmesi önerilen filmler arasındadır.
2 Haziran 2011 tarihinde yazılmış film görüşüdür. Ayrıca izlenilmesi önerilen filmler arasındadır.
23 Mayıs 2011 tarihinde yazılmış film görüşüdür. Ayrıca izlenilmesi önerilen filmler arasındadır.
26 Ağustos 2010 tarihinde yazılmış film görüşüdür. Ayrıca izlenilmesi önerilen filmler arasındadır.
İkinci üçüncü hatta dördüncü bölümünün bile tasarlanmış olduğu,görüldüğü,yaşandığı ancak bir türlü yazma fırsatının bulunmadığı yazı dizisi.Sonra bunun ikincisi nerde diye aramayn :)