Kütür-Küfür-Karala:3

Kendimle yalnız kaldığım anlarda, aslında hiçbir zaman tam anlamıyla yalnız kalmıyorum. O fısıltılar, gözümün önüne gelen görüntüler, içtiğim sigaraların hışırtısı, koltuğumun gıcırdaması falan, hepsi boktan şeyler olmasına rağmen hayatımın birer parçası oldu artık. Geniş bir kapının eşiği gibi hissediyorum kendimi. Gelenin, gidenin haddi hesabı yok. Sadece görevimi yapıp, buyur ediyor veya yolcu ediyorum. Kim olduklarını, ne olduklarını kafaya fazla takmadan. Hayatımı bir kapı eşiğine dönüştüren şey, neyin peşindeyken yakalamıştı beni? Anımsıyamıyorum.

Her şeyim birbirine girmiş durumda. Sabah uyanıp okula gitmeye kalkışır haldeyken, gizlice sigara içer halde buluyorum kendimi, üstelik kendi iş yerimde. Kendi arabamı, babamdan kaçırırcasına heyecan duyarak giriyorum virajlara. Hiç tanımadığım bir kadınla buluşmaya giderken, camide buluyorum mesala kendimi. Eski arkadaşlarımla buluşacakken otobüse atlayıp, bilmediğim bir şehirde uyanıyorum. Tüm iyi niyetimle kıbleye doğru yönelmişken bir bakıyorum tahtakurusu kokan bir birahanedeyim. Herhalde kerhane olmasından iyidir bu. Allah affetsin. Yine de ben olsam affetmezdim kendimi.

Yalnız kaldığım anlarda delirecek gibi oluyorum. Bu delirecek gibi olmalar ve yalnız kaldığım anlar git-gide artmakta. Hayatımı yaşanamaz bir hayata çevirmeyi kaç yaşında, kimden öğrenmiştim acaba? En yakın arkadaşlarım üst mevkilerde bir yerlere tırmanmaya gayret ediyorlarken, neden hâlâ gecenin bir yarısı fırından yeni çıkmış ekmeğin kokusunu duymak için dolaşıyorum sokaklarda, bu karanlıkta?

Bazen deliriyorum gibi oluyor. Sonra farkına varıyorum ve rahatlıyorum. Zaten deli olduğumun. Ben de olmasam, hiç çekilmez yalnızlığım.

Zamanla geçiyor. Geçmese de zaman geçiyor. Biliyorum.

Durun!

Belki de bilmiyorum. Siz olsanız bilir miydiniz?

// “Kütür-Küfür-Karala:3″ – Fatih Boyacıoğlu

Published by

FTB

depresyonist.com'un öncüsü ve depresif ki$ilik.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *