Bulutları düşünüyorum, kuşları ve aşkı, Tarihleri var da onların, hatta anıları. Vatanları olmadı hiç bir zaman, ki onlar, Ayışığına karıştılar yeryüzünden göçerek. Ve bırakarak metal bir uygarlığı geride… Anladım ayaklarımın altındaki dünya değil, Çocuk sevinçleri, ipinden koparılmış uçurtmalar. Bulutu ve suyu izliyor soluk bir sonsuzluk, Anladım yüreğimdeki rüzgarla sürükleniyorum. Üşüdüğümü unutuyorum, yalnızlığımı da, Yasaksa...
Burada yağmur yağıyor, Aralıksız yağıyor günlerdir. Ama sen yine de şemsiyeni, Almadan gel ilk otobüsle. Buğulanan camlara usulca, Yüzünü çiziyorum ki yüzün. Bir yağmur damlası olup, Düşüyor yapraklarına gülün. Güller de bozamıyor bu uzun, Karanlık sessizliğini kentin. Anılarını yitiriyor sokaklar, Bezirgânlaşıyor bulvar ışıkları. Tarih de kekemeleşiyor bazan, Ki o zaman aşktır tek bilici. Aşksa yürümek gibi bir şey, Duyabilmek kuşların gelişini. Anısı...
Evren; Yalnızlıktan da küçükmüş, Düşlermiş asıl sonsuz olan. Evren; Umutlardan da küçükmüş, Mutsuzluk daha büyükmüş meğer. Evren; Sekizinci renge sarınan, Metaforlarmış meğer. Evren; Hiçlikten de küçükmüş meğer, Yaşamı ve ölümü ezberleyecek kadarmış. Evren; Küçük bir okyanusmuş meğer, Kıyısında yelkenliler batan.. Yazarı: Ahmet Telli
Dudaklarımı kanatırcasına ısırıyorum günlerdir, Her sözcük dilimin ucunda küfre dönüyor çünkü. Bir gök gürlese bari diyorum, bir sağnak patlasa, Bitse bu sessizlik, bu kirli yapışkanlık bitse. Ama bir tufan az mı gelir yoksa yine de, Yırtılan ve parçalanan bir şeyler olmalı mutlaka. Hiç durmadan yırtılan ve parçalanan bir şeyler. Oysa ne kadar sakin bu sokaklar ve bu kent, Ne kadar dingin görünüyor bana şimdi gökyüzü. Gidenler nerde kaldılar, özledim...
Bütün ayraçları kaldırdın ama unuttuğun, Bir şey vardı yine de, çiçekleri sulamadın. Gökyüzü sarardı o zaman bulutlar kirlendi, Ve ne kadar az konuşur olduk günboyu. Birden ayrımsadık ki ayrılık orda başlıyor, Tam da susuşların birbirine eklendiği yerde. Ezberlenecek hiçbir şey yok bu dünyada, Kirletilmemiş bir bulut bile yok artık. Böyle diyorsun her yolculuğa çıkışımda, Yaşadığın kent de sana benziyor gitgide. Ne zaman dönmeyi düşünsem yangın...
Gidersen yıkılır bu kent, kuşlar da gider, Bir nehir gibi susarım yüzünün deltasında. Yanlış adreslerdeydik, kimliksizdik belki, Sarışın bir şaşkınlık olurdu bütün ışıklar. Biz mi yalnızdık, durmadan yağmur yağardı, Üşür müydük, nar çiçekleri ürperirken. Gidersen kim sular fesleğenleri, Kuşlar nereye sığınır akşam olunca. Sessizliği dinliyorum şimdi ve soluğunu, Sustuğun yerde birşeyler kırılıyor. Bekleyiş diyorum caddelere, dalıp gidiyorsun, Adını...
5 Haziran 2011 tarihinde yazılmış film görüşüdür. Ayrıca izlenilmesi önerilen filmler arasındadır.
2 Haziran 2011 tarihinde yazılmış film görüşüdür. Ayrıca izlenilmesi önerilen filmler arasındadır.
23 Mayıs 2011 tarihinde yazılmış film görüşüdür. Ayrıca izlenilmesi önerilen filmler arasındadır.
26 Ağustos 2010 tarihinde yazılmış film görüşüdür. Ayrıca izlenilmesi önerilen filmler arasındadır.