Olanla Olmayanın Filmi

Hiç görmeden,
Hiç duymadan daha,
Ve hiç tanımadan,
Sevilebilir mi?
Elbette ki sevilir.
Çünkü bilinir,
Bir yerlerde varlığı.

Hiç görmeden,
Hiç duymadan daha,
Ve hiç tanıyamadan,
Terk edilebilir mi?
Elbette bu da mümkün.
Çünkü bilinir,
Sevginin yanlış anlaşıldığı.

Yalnızlık ve dışşallık,
Beyninin çıkardığı iç ses.
Afili bir dublaj,
Kıyak bir altyazı,
Tam kıvamında da müzik.
Ve aşk en nihayetinde bir filmdir,
Senaryosunu sarhoş bir adamın,
Yazdığı…

Yazarı: Fatih Boyacıoğlu

Şişenin Dibinde

İki kadeh zamanı durduran şarabı içtim,
Sen yokken senin için de.
Bir geçtim senin sandalyene,
Sek içtim kendi yerime de..

Yoktun ya hani bedeninle,
Meze olmuştun bana hayalinle.
İçtikçe içesim geldi aşkına,
Sigara bitti kaldım ateşinle.

Dünya dönüyordu baştan ziyade,
Ben mi durduracaktım onu?
Durmaz dedi meyhaneci,
Döner bıkmıyorcasına beyninde..

Yalnız kaldım gecenin bitiminde,
Neyse ki vakit gelmişti gecenin sevişinde.
Son buldu bir meyhane platoniğim daha,
Sızmıştım yine şişenin dibinde..

Yazarı: Fatih Boyacıoğlu

Zaman ve İnsanlar

Sıradan aşkların izdihamı bunlar,
Sanki duyurulmuş önceden.
Herkes takmış koluna birilerini,
Sorsam onlara seviyorlar.

Hep sıradan ve laçkalaşmış,
Kadın ve erkek arasındaki entrikalar.
Bizim zamanımızda böyle miydi?
Utanırdı adeta bakışmalar.

Seviyorum dediğinizi kapıp götürdünüz,
Eskittiniz sevgileri, sevgilileri.
Saflık vardı eskiden saflık,
Çekinirdi insan söylemeye sevdiğini.

Önceleri göz göze gelmekten kaçınırdı insan,
Korkulurdu sevilen kişinin kaçmasından.
Belki de zevkli kısmı buydu,
Uzaktan severdi çoğu insan.

Her ne zaman başladıysa bu yakınlaşmalar,
Saflığın ve dürüstlüğün sonunu getirdi.
Şimdi biri gelip dese ki seviyorum diye,
Artık inanmak istemiyor insanlar.

İnançsız aşk mı olurdu bizim zamanımızda,
Delicesine inanır ve delicesine saklanırdık.
Beklemesi haz verirdi belki de;
Sabırlıydı önceden insanlar.

Evveliyatında sıradan birşey değildi aşklar,
Şimdilerde çokça değişmiş hayatlar.
Yine de üzülmeden edemiyorum,
Bizim zamanımızda daha insandı, insanlar…

Yazarı: Fatih Boyacıoğlu

Ben Yine Orada Olacağım

Hep sakince bir adım arkanda olacağım,
Başını arkaya çevirdiğinde göremeyeceksin.
Yine de ben orada olacağım.
Saçlarının arasından yel gibi geçeceğim,
Ürpereceksin, ben orada olacağım.

Otobüse bindiğinde yer vereceğim,
Sen, ben olduğumu bilemeyeceksin.
Düştüğünde,
Tutup kolundan kaldıracağım,
Yüzüme bile bakmayacaksın.
Bilinçsizce alkollüyken,
Ben ayıltıp uyutacağım seni.

Her gün ben uyandıracağım,
Her gece tekrar tekrar uyutacağım.
Tek başına kalmak istediğinde bile,
Bana yaslanıyor olacaksın.
Yeri gelecek,
Kollarımda ağlayacaksın.
Yüzümü bir kez olsun görmek için,
Yalvaracaksın.

Ben hep orada olacağım,
Bakmak istediğin her yerde.
Duymak istediğin bütün seslerin içinde,
Sessizce ben olacağım.
Gün gelecek sana yüzümü göstereceğim,
Beğenmeyeceksin.
Sanki bunca şeyi ben yapmamışım gibi davranıp,
Çekip gideceksin..
– ama biliyor musun?
“Ben yine orada olacağım…”

Yazarı: Fatih Boyacıoğlu

Yanlış Başlayan Yolculuklar

Yeni bir sigara yakarak başlıyor,
Bu yazıdaki esrarengiz yolculuğum.
Nereye varacağı aslında belli,
Mühim olan nasıl başladığı.

Neler yazsam, neler çizsem,
Biliyorum, yine sana varacağım.
Hatta ne istesem ve ne düşünsem,
Seninle uykuya dalacağım.

Sabahı zaten sorma bana,
Sensiz gün-yüzüm yok ki.
Olmasanda yanımda,
Unutmuyorum her gece fısıldadığın hikayeyi.

Efkarlıyım ve hüzünlüyüm yine,
Hiç sevmezsin sen bendeki depresifliği.
Yine de yapacak birşey yok,
Sevsem de, üzülsem de;
Değiştiremiyorum kendimi.

Aslında benden ziyade,
Değiştirebilsem keşke seni.
Bana bakışını, anlayışını,
Hatta bu yolculuğa başlayışını.

Sen hani bende yoksun ya,
Diyorum hani bu dünyada olmasaydın?
Bilmeseydim yaşadığını,
Şu anki kahrıma kaç kahır damgalanırdı?..

Ve şimdi söndürürken sigaramı,
Son cümlelere yaklaşırken;
Haykıyorum sanki kurşun kalemle,
Beni en başından beri yanlış anladığını..

Yazarı: Fatih Boyacıoğlu

Biliyorum Sana Giden

Biliyorum sana giden yollar kapalı,
Üstelik sen de hiç bir zaman sevmedin beni.

Ne kadar yakından ve arada uçurum;
İnsanlar, evler, aramızda duvarlar gibi.

Uyandım uyandım, hep seni düşündüm,
Yalnız seni, yalnız senin gözlerini.

Sen Bayan Nihayet, sen ölümüm kalımım,
Ben artık adam olmam bu derde düşeli.

Şimdilerde bir köpek gibi koşuyorum ordan oraya,
Yoksa gururlu bir kişiyim aslında, inan ki.

Anımsamıyorum yarı dolu bir bardaktan su içtiğimi,
Ve içim götürmez kenarından kesilmiş ekmeği.

Kaç kez sana uzaktan baktım 5.45 vapurunda;
Hangi şarkıyı duysam, bizimçin söylenmiş sanki.

Tek yanlı aşk kişiyi nasıl aptallaştırıyor,
Nasıl unutmuşum senin bir başkasını sevdiğini.

Çocukça ve seni üzen girişimlerim oldu;
Bağışla bir daha tekrarlanmaz hiçbiri.

Rastlaşmamak için elimden geleni yaparım,
Bu böyle pek de kolay değil gerçi…

Alışırım seni yalnız düşlerde okşamaya;
Bunun verdiği mutluluk da az değil ki.

Çıkar giderim bu kentten daha olmazsa,
Sensizliğin bir adı olur, bir anlamı olur belki.

İnan belli etmem, seni hiç rahatsız etmem,
Son isteğimi de söyleyebilirim şimdi:

Bir geceyarısı yazıyorum bu mektubu,
Yalvarırım onu okuma çarşamba günleri…

Yazarı: Cemal Süreya