Valla pek sevmiorum yıl-baş/son olaylarını. Kısaca söz etmek gerekirse, saçmalıktan ibaret. Sene ne olursa olsun, kafalar değişmediği sürece ne fark eder? Bu arada sizlere kısa bir anektod düşeyim; “Her kim ki yaparsa yılbaşını bu dünyada baş tacı, maaza’allah öbür dünyada götüne girer süslediği çam ağacı.” Geçen sene iki bin sekiz’e yalaklanıyordunuz, ne oldu da dışlıyorsunuz şimdi garibimi? Hadi kutlayın bakalım özenti gençlik,...
Hani insanlar götü sıkıştıkça, isyan ederler ya aslında ne yaptıklarını bilmeden. İşte şimdilerde de ona takıyorum kafayı. Yolunda gitmeyen birşeyler olduğu anda, yine bizim insan-oğlu, çareyi başkasına suç atmakta buluyor. Hadi bunu zaten biliyoruz, bir türlü kabullenemesekte. Ancak neden suçu Tanrı’ya atıyoruz? İşimiz yolunda gitmeyebilir, sevdiğimiz bize varmıyor olabilir hatta istediğimiz ölüm bize gelmiyor da olabilir. Dünya içinde değil...
5 Haziran 2011 tarihinde yazılmış film görüşüdür. Ayrıca izlenilmesi önerilen filmler arasındadır.
2 Haziran 2011 tarihinde yazılmış film görüşüdür. Ayrıca izlenilmesi önerilen filmler arasındadır.
23 Mayıs 2011 tarihinde yazılmış film görüşüdür. Ayrıca izlenilmesi önerilen filmler arasındadır.
26 Ağustos 2010 tarihinde yazılmış film görüşüdür. Ayrıca izlenilmesi önerilen filmler arasındadır.