Kütür-Küfür-Karala:1

Sıkıldığımdan veya zor geldiğinden değil, boğazlamaktan çekindiğim için bir gün…

Bir bakmışsın, herhangi bir sabah iş yerine doğru gidiyorken, kırıp direksiyonu sahil köylerinden birine, iki bira alıp kahvaltı yaparken bulurum kendimi. Bakarken denizle güneşin kesiştiği, gözümü aldığı noktaya sanki cenneti yeniden keşfetmiş gibi olurum.

Gözüm alıyor her şey yolunda gidiyorken ters yöne geçmeyi. Emekli olmanın hayalini kuran yok. İstediğim zaman çekip gidebilirim, beni bağlayan herhangi bir tasma da göremiyorum zaten ortalıkta. Gittiğimde o tarif ettiğim sahil köylerinden birine, tüm bu hikayenin üzerine içip bitirmiş olduğum bira şişelerimi denize atacağım elbet, onun tadı ayrı. Belki şişelerinin denize düştüğü anda çıkardığı sesle bir olur, yeniden çocuk bile olurum. Bu durum hiç-kimseyi, hatta beni bile ilgilendirmez.

Sigarayı ofiste unuttuysak yandık. Yemeğin üzerine içilecek besbelli. Ben yokken üstelik. Yazık.

// “Kütür-Küfür-Karala:1” – Fatih Boyacıoğlu