Bu Şehir

Bu şehirde bir şeyler eksik,
Mutluluk göç etmiş sanki.
Yarası çok derin bu şehrin,
O yüzdendir belki altındaki pislik.

Bu şehirde ağlayanların sesi kısık,
Utanıyorlar yaptıklarından sanki.
Geceleri ne günahlarla dolu,
Belki bu yüzdendir gökyüzündeki karanlık.

Bu şehir yeniliklere kapalı,
Senelerdir yapım aşamasında asfaltı.
Belki de toprak kalmalı,
Yoksa nasıl gömeceksin günahkarları?

Bu şehrin insanları anlayışsız,
Acıtıyor yarası olanları.
Her sokakta bir katili var,
Son dileğini sormayacak kadar sabırsız.

Bu şehrin şimdilik hikayesi bu kadar,
Yoktur hiçbir mutlu sonu.
Sanki yerlileri alışmış gibi,
Göç edecek yeni misafirlerini arar.
Azar azar, çoğu zarar,
Kaybetmeye meyilli yeni hikayeler yazar…

Yazarı: Fatih Boyacıoğlu

Hayaller & Boşluklar & Kaçış

Yine gecenin rengi eşlik ediyor, yeni sabaha varmaya çalışırken bana. Bunalıyorum durup dururken, sigara üstüne sigara içip klasik müzikler dinliyorum. İnsan boşlukta olduğu zaman, hayal kurmadan duramıyor. Hayal kuruyorum kendi kendime, düşün dur işin ne. Boşluklardan boşluk beğen, seç, önizle.

Diyorum ki bir motorum olsa, alıp gitsem uzaklara. Yağmur, çamur, güneş ve gece gündüz demeden sadece gitsem. Uzakların en uzağına doğru, nereye varacağımı bilmeden, sorgulamadan sadece gitsem.  Aslında bu da bir nevi boşluk sayılır. Şu andaki saçmaladıklarımdan mantıklıdır en azından, gitmek. Ölümüne, yaşamına her türlü gitmek.

İşte böyle bir boşluğu yaşarken, canımız sıkılıyor ve bunalıyorken hayal ediyoruz ya bir-takım mevzuları ve bunlar anında gerçekleşebilen hayaller değil ya, işte beni daha çok bunaltıyor şu anda erişilmez olması. Neden canım sıkılıyor, neden bunalıyorum? Herşeyi geçtim, normal şartlar altında canım sıkkınken pek hayal kurmam. Sanıyorum ki aşık oluyorum, aşk boşlukların en büyüğü aslında. Yine de oluyorum.

Ben şimdi ne yapmalıyım, kaçayım mı kendimden, kaçayım mı hayallerimden, kaçayım mı sevmekten? Gitmekten başka bir-şey bilmem zaten.