Bar Kelebeği

Bir bar köşesinde öleceğim ben.
Ararken arjantin bardağım elimde,
Dudaklarımın yerini.
Ve dost edineceğim parayla,
Bir bira ver barmen şu bayana!

Işığını seviyorum barların,
Herkes hemen hemen benim gibi.
Bana benziyor şu köşedeki adi herif,
Dikkat edin,
Birazdan öldürecek kendini!

Kayıplarla rastlaşmak güzeldir barlarda,
Şu gelen çocukluk aşkım değil mi?
Her yanaştığımda tanımazsanız beni,
Gözünüzün önünde içip son dublemi,
Öldüreceğim en sevdiğim kendimi.

Müziğine hayran olduğum barlar,
Bir gün canımı alacak biliyorum.
Bir silahın mermisiyle değil de,
Güzel bir yetmişliğin dibiyle,
Dibi boyluyorken bitireceğim işimi.

 

Yazarı: Fatih Boyacıoğlu

Farkına Varmadan

Aşktan alınmış yıllık iznin,
Yıllarca sürüyorsa eğer,
Kalbin kırık,
Umutların buruk,
Hayatın da silik demektir.

Aşk peşinde koşmak anlamsız,
Birine tutulmak imkansız,
Kalbini açmak,
Artık faydasız geliyorsa eğer,
Maneviyatın da bitik demektir.

Hayatın ve maneviyatın yitik,
İnancın sıfıra yakın,
Ve düştüğün yerden kalkamıyorsan eğer,
Yaşama hevesin de kaçmışsa derinden,
İntihara meyillenmene lüzum yok,
Sen çoktan ölmüşsün zaten…

Yazarı: Fatih Boyacıoğlu

Zaman Kavramı

Zifiri bir gecede,
Koşuştururken bir şekilde.
Aslında kaçtığının farkına,
Kaç zaman sonra vardın?

Zifiriyken koşturup,
Aydınlıktan, ayrılıktan.
Bir silah sıkıldı mı,
Kaçıyorken arkandan?

Ve kör gecenin karanlığında,
Gördün mü namludan çıkan mermiyi.
Kıp-kırmızı ve rüzgar sesiyle,
Ürküttü mü seni o ölüme yaklaşımların?

Vardın farkına sonunda,
Boş yere değildi koşuşturmaların.
Kovalıyorum eceli sanırken aslında,
Ters orantıda yakalanmanın.

Sen kovalamıyordun aslanım!
Kaçıyordun aslında.
Ecelinin geldiğini anladığında,
Kalmamıştı zaman kavramın…

Yazarı: Fatih Boyacıoğlu

You Don’t Know Jack (2010)

You Don't Know Jack (2010)Kişisel fikrimi dile getirmek gerekirse, dünyanın en iyi oyuncusu Al Pacino‘dur. Takip edenler bilirler ki, Al Pacino sanki oyuncu olmak için yaratılmış gibidir ve böyle bir oyuncunun baş rolünde oynadığı You Don’t Know Jack filmi gayet tabi bir şekilde mükemmel bir film olmuş. Adam Mazer’ın kaleminden mükemmel bir senaryo yazılmış ve yönetmenlik koltuğunda Barry Levinson güzel işler çıkarmış durumda. İzleyenler kesinlike pişman olmayacak. Filmi kısaca özetlemek gerekirse;

Jack Kevorkian, insanlara yardım etmek adına çalışan bir doktordur. Ancak yardım etme tarzı alışılagelmiş biçimin çok dışındadır. Dr. Jack Kevorkian, acı çeken hastaların, acılarına son vermek için ilginç bir yöntem bulmuştur. Hastalarının istekleri doğrultusunda, acı çekmeden hayatlarının son bulmasını sağlar. Tüm bu işleri yaparken yanında, arkadaşı ve asistanı Neal Nicol’ın yanı sıra, kız kardeşi Margo Janus vardır. Jack, hastalarına seçim şansı sunar ve sorar; “Acı çekmeye devam mı?” yoksa “Acı çekmeye son mu?”. Jack Kevorkian’ın bu yöntemi gün geçmeden, çok popüler olmuştur ve artık hastaları Jack’ten randevu alıp, hayatlarına son vermesini ister hale gelirler. Tabi bu durum, bir takım mecralarca hukuk dışı bulunur ve Jack Kevorkian’ı cinayetle suçlamaya başlarlar. Dava sürecinde Jack’in avukatı olmak isteyen Geoffery Fieger elinden geleni yapmak ister ve dava başlar ve Jack Kevorkian’ın insanlara seçim hakkı sunulması hakkında savunduğu ve kanunlara adeta kafa tutarcasına dimdik durduğu yargılamalar sürecinde, acaba beraat edebilecek mi?

Söylediğim gibi You Don’t Know Jack’in başrolünü büyük üstad Al Pacino üstlenir ve hakkıyla yerine getirirken, kadrosunda yine John Goodman gibi kaliteli bir oyuncunun yanı sıra, Susan Sarandon, Danny Huston, Brenda Vaccaro ve Rutanya Alda’nın bulunduğu bu film, bana kalırsa süper ötesi ve izlenebilitesi çok yüksek bir film olmuş. Süresi 2 saat civarında olmasına rağmen, kesinlikle ama kesinlikle izlemenizi tavsiye ederim. You Don’t Know Jack filminin IMDB puanı şu an itibari ile 8.0 olmakla beraber, beğeni toplamış bir film.

Mutluluk

Mutluluk soğuksa,
O yüzden örüyorum duvarları.
Mutluluk lodossa eğer,
Sırf bu yüzden yakmıyorum sobayı.

Mutluluk bir zehirse,
Üsteleme içmem o sodayı.
Ya da bir yemekse,
Yemem bırak kalsın.

Mutluluk bir rüyaysa,
Uyumam bundan gayri.
Ya da ben mutluysam,
Kırarım baktığım o aynayı..

Yazarı: Fatih Boyacıoğlu

Balkon

Çocuk düşerse ölür çünkü balkon,
Ölümün cesur körfezidir evlerde.
Yüzünde son gülümseme kaybolurken çocukların,
Anneler anneler elleri balkonların demirinde.

İçimde ve evlerde balkon,
Bir tabut kadar yer tutar.
Çamaşırlarınızı asarsınız hazır kefen,
Şezlongunuza uzanır ölü.

Gelecek zamanlarda,
Ölüleri balkonlara gömecekler.
İnsan rahat etmeyecek,
Öldükten sonra da.

Bana sormayın böyle nereye,
Koşa koşa gidiyorum.
Alnından öpmeye gidiyorum,
Evleri balkonsuz yapan mimarların..

Yazarı: Sezai Karakoç