Feedburner RSS

“HerÅŸey İnsanlar İçin”

Yazar: FTB   -   Tarih: 10 Mart 2010   -   Saat: 03:01

Uzun zaman olmuştur herhalde, bu tarz konularla ekranı kaplamayalı. Şu sıralar gündemimde, insanların başına gelenler veya gelecek olanlar. Garipsemiyorum aslında, aksine gayet doğal gözüyle bakıyorum bu mevzulara. Biz insan olduğumuza eminiz öyle değil mi? Zira olmasak, inceden düşünemezdik. Yani anlıyoruz ki, düşünebildiğimize göre insanız. Evet! Herşey insanlar için tabi ki fakat nedir bu insanların başına gelenler?

Kimisi evlenir, boÅŸanır ki bu gayet olaÄŸan bir durum haline geldi. Kimisi kaza geçirir, ölümden döner. Bana kalırsa bu çok çok doÄŸal birÅŸey. Kimisi birini öldürür, aslına bakarsak bu da çok normal. Neden diye sorucak olan varsa, hiç boÅŸuna sormasın direk cevaplayayım. Çünkü insanların ölmeye de, ihtiyacı var. Biri eceliyle ölürken, diÄŸerinin öldürülmeye ihtiyacı var. Devr-i alem diye iÅŸte buna diyorlar, birileri gelirken, birilerinin de gitmesi gerekiyor, yani netice olarak neymiÅŸ? İçinde bulunduÄŸumuz bu dönemde, birini öldürmekte normal. En garibime gidense, birini incitmek. Neden anormal olsun ki, bana kalırsa esas birini incitmemek anormal olur. Çünkü, herkes bulunduÄŸu ortama ister istemez alışır. Ortamdaki genele bakıcak olursak, herkes birbirini incitiyor. Herkes incitiyorken, sen birini incitsen ne farkın kalır? İşte fark, birini incitmemek. Neyse, herÅŸey insanlar için ve herÅŸey insanların başına gelebiliyor. Hayır! Benim başıma asla gelmez! Sanmıyorum! Benimle ne alakası var! demeyin. “HerÅŸey insanlar için.”

Kategori: saÄŸdan-soldan
Yorum Sayısı: (0) » Yorum Yap!

Hazıra Konmak!

Yazar: FTB   -   Tarih: 2 Kasım 2009   -   Saat: 03:27

Etrafıma ve genele baktığımda bir-çok kiÅŸinin aslında ne aradığını bilmediÄŸini gözlemledim. Hal böyle olunca, sırf meraktan saÄŸa sola saldıran insanlar dolu. En kötüsü ise tam olarak araÅŸtırmadan, sadeleÅŸtirmeden daha önceden araÅŸtırıp bulmuÅŸ kiÅŸilerin attığı fikirleri benimsemeleri. Åžimdi yine sorguluyorum; ya senden önce araÅŸtıran “tam olarak emin deÄŸilse?”. Neden direk kabulleniyorsunuz veya araÅŸtırmıyorsunuz ki? Belki o insan, doÄŸruyu yansıtmıyor. Nereden biliyorsunuz ki, haklı olduÄŸunu..

İnsanları anlamaya çalışmakla geçen ömrüm, gözüküyor ki daha uzun yıllar boyunca da öyle geçecek. Hiç ama hiç anlamıyorum. İlk gördüğünüz veya ilk duyduÄŸunuz birÅŸeye inanarak elinize ne geçiyor? Neden hep bu hazıra konma çabaları? Hadi onu da geçtim, “nasılsa benim yerime bir enayi düşünüp bu iÅŸe bir çözüm getirmiÅŸtir” gibi düşüncelere ne diye kapılıyorsunuz? Yahut neden araÅŸtıran adamı enayi yerine koyup, emeÄŸine saygısızlık ediyorsunuz? Yazdıklarım çok mu çeliÅŸiyor? Eminim ki bu konudan da, istediÄŸiniz yeri seçip sadece orayı alıyorsunuzdur. Okumayın zaten konunun tamamını, ne gerek var ki nasılsa sizin için gereken kısmı edindiniz. Çok saçma!

Sadece biraz göz gezdirerek, istediğiniz şeye erişemezsiniz. Ya tam olarak dikkatinizi vermeli, ya da tam olarak araştırmalısınız. Uyanın! Kandırılıyorsunuz! Gerçi bu zihniyet, böyle devam ettiği sürece müstehaksınız. En iyisi boşverin beni, bildiğiniz gibi davranın. Davranın da, kandırılın..

Kategori: saÄŸdan-soldan
Yorum Sayısı: (0) » Yorum Yap!

23.Sone

Yazar: Betül Åžahintürk   -   Tarih: 17 Temmuz 2009   -   Saat: 13:54

Bir acemi oyuncu nasıl beceriksizse
Sahnede korkusundan donakalmış dururken
Nasıl fazla duyguya kapılınca bir kimse
Zayıflarsa yüreği gücünden kudurken,
Benim de bu korkuyla guvensizlikten iÅŸte
Sevgi törenindeki duam aklımdan çıkmış,
Sevgimin gücü beni paramparça etmiş de
Aşkın bütün yükünü omuzlarıma yıkmış.
Öyleyse kitaplarım söylesin güzel sözler,
Sussun dilli gönlümün dilsiz laf ebeleri,
Onlar sevgi dilenir, ama bir çıkar bekler;
Gönlün sözü, bollukta hepsinden çok ileri.

Sessiz aşk ne yazmışsa onu oku ve öğren,
AÅŸkın ince aklıdır gözlerle duyup bilen…

William  Shakespeare

Kategori: saÄŸdan-soldan
Yorum Sayısı: (0) » Yorum Yap!

75. Sone

Yazar: FTB   -   Tarih: 15 Temmuz 2009   -   Saat: 03:38

Bir an sevinç duyarken, korkuyorum sonra hemen,
Haydut yıllar çalar götürür diye hazinemi;
Bir an, başbaşa kalmaktan öte bir şey istemezken,
Sonra diyorum ki, alem niye görmesin sevincimi?
Bazan, sana baka baka kendime çektiğim ziyafetle,
Doydum sanırken, bir bakışın açlığıyla ölüyorum sonra,
Senin bana verdiğin ya da verebileceğinden öte,
Ne bir şeyden zevk alıyorum, ne de çabalıyorum almaya.
İşte böyle, her gün hem açlıktan ölüyor, hem tıkanıyorum;
Ya oburca her şeyi yiyorum, ya da hiçbir şeye dokunmuyorum.

William Shakespeare

Kategori: saÄŸdan-soldan
Yorum Sayısı: (0) » Yorum Yap!

Seçmeler (1)

Yazar: Betül Åžahintürk   -   Tarih: 31 Mayıs 2009   -   Saat: 15:16

Ey zalim seni sevmediğimi nasıl söylersin ?
Geri geri gitse de ayaklarım, senden yana çıkarken.
Seni düşünmüyor muyum daima, ey zalim,
Kendimi bile unutmuÅŸken hem senin uÄŸruna?
Kim var dost bildiğim, seni sevmeyenler içinde?
Hiç kaşını çattığın kimseye yaranmaya çalıştım mı?
Yüzün benim karşımda asıldığında,
Öcünüacıyla inleyerek hemen almıyor muyum?
Senin hizmetinde olmayı küçümseyecek kadar kibirli
Hangi erdemi erdem sayıyorum ki ben?
En üstün yetilerimi tapınmıyor mu kusurlarına,
Bir buyruğuna bakmıyor mu gözlerinin?

Yine de, aşkım, sürdür nefretini; artık biliyorum
Görmesini bilenleri seviyorsun sen; bense körüm.

William Shakespeare

Kategori: saÄŸdan-soldan
Yorum Sayısı: (0) » Yorum Yap!

Blog Ödülleri: 2009 Adayı: Depresyonist.com

Yazar: FTB   -   Tarih: 12 Nisan 2009   -   Saat: 05:09

ArkadaÅŸlar Blog Ödülleri 2009′da bu sene kiÅŸisel bloglar kategorisinde adayız. Netice itibari ile bu bir yarışma olduÄŸundan dolayı, kategori birincileri sizlerin vereceÄŸi oylarla belirlenecek. Depresyonist.com’a destek olan ve oy kullanan herkese ÅŸimdiden çok teÅŸekkür ediyorum.

Bize oy vereceklerin öncelikle bu adrese adresine girip, kayıt olduktan sonra oy kullanabileceklerdir. Kayıt olmak zorunlu olmasına raÄŸmen, çok kolay ve kısa süren bir iÅŸtir. Yanımızda olan ve az evel de söylediÄŸim gibi Depresyonist.com’a oy veren herkese teÅŸekkür ederim.

Sitemize oy vermek isteyenler http://2009.blogodulleri.com/blog/depresyonist-com adresinden oylarını kullanabilir.

Kategori: saÄŸdan-soldan
Yorum Sayısı: (0) » Yorum Yap!

Ben Kendimi Sorgularken, Gece ise Gündüzü Sorgular

Yazar: FTB   -   Tarih: 3 Nisan 2009   -   Saat: 04:24

Her zaman olduÄŸu gibi, bu gece yine kendimi sorguluyorum. Bu kez sanırım sadece kendimi deÄŸil, geceyi de sorgulamış oluyorum. Aslında bir-çok kiÅŸinin daha önceden bir-kaç kez tatmış olduÄŸu birÅŸeydir, gündüzlerden nefret etmek. Kimisinde gelip geçici oluyor, kimisinde yani benim gibilerde kalıcı. Olay aslında çok basit, mutsuz olan insanların çoÄŸu, birÅŸeyler yapmak adına fazla hevesleri olmaz ve yeni doÄŸan gün onları pek enterese etmez. İçlerinde hep “canım birÅŸey istemiyor!” tribi vardır. Bunun tıptaki adı, depresyon baÅŸlangıcı.

Herneyse ben sorgulamaya geri döneyim. Gündüzleri sevmeyen bir insan, gecelere bayılır. Tam tersi de söz konusu olabilir, pozitif insanlar açısından ancak pozitif’lik nedir bilmediÄŸim bir alan ve bu yüzden yorum yapmak istemiyorum. Ben kendi açımdan ÅŸunu düşünüyorum, gündüzleri sıradan insanlar gibi yaÅŸayıp, (iÅŸe gitmek, çalışmak, okula gitmek vs.) geceleri ise hakikaten kendini geliÅŸtirebilmek. Sanıyorum ki aklım, sadece geceleri tam randımanlı çalışıyor. BilmediÄŸim, öğrenemediÄŸim herÅŸeyi geceleri daha iyi kavrıyorum. Hep içimde, kalıcı birÅŸeyler nasıl yapabilirim düşüncesi beliriyor. Hele ki kafam çakır, müziÄŸim dost ve gecenin karanlığı yanımda ise…

Örnek vermek gerekirse, gündüzleri hiç-bir ÅŸekilde yazı yazamam. Hiç-bir ÅŸiirim yoktur ki, öğle vakti düşünceli bir ÅŸekilde yazılmış. Gündüzleri pek enerjik olamıyorum, canım pek birÅŸey istemiyor. Hem istese bile, saÄŸlıklı düşünemediÄŸimden yapmak istediÄŸimi yapamıyorum. Neyse ki olayı çözdüm, benimki bir hastalık deÄŸil; tamamı ile alışkanlık haline gelmiÅŸ. Geceleri huzurlu, dikkatli ve gerçekten mutlu oluyorum. Tamam daima gece ile birlikte yaÅŸanmaz ama en azından bunu denemek istiyorum. Gündüzlerim ve gecelerim yer deÄŸiÅŸtirmiÅŸ durumda, kendimi ikisini ayrı ayrı kontrol edebileÄŸim bir duruma alıştırma çabasındayım. Eminim ki, bu da kısa bir zaman sonra oluÅŸacak. Velasıl kelam, gündüzü de belki güzel ÅŸu dünyanın ama gecesi bir baÅŸka…

Kategori: saÄŸdan-soldan
Yorum Sayısı: (0) » Yorum Yap!

Hayaller & Boşluklar & Kaçış

Yazar: FTB   -   Tarih: 23 Åžubat 2009   -   Saat: 05:17

Yine gecenin rengi eşlik ediyor, yeni sabaha varmaya çalışırken bana. Bunalıyorum durup dururken, sigara üstüne sigara içip klasik müzikler dinliyorum. İnsan boşlukta olduğu zaman, hayal kurmadan duramıyor. Hayal kuruyorum kendi kendime, düşün dur işin ne. Boşluklardan boşluk beğen, seç, önizle.

Diyorum ki bir motorum olsa, alıp gitsem uzaklara. Yağmur, çamur, güneş ve gece gündüz demeden sadece gitsem. Uzakların en uzağına doğru, nereye varacağımı bilmeden, sorgulamadan sadece gitsem.  Aslında bu da bir nevi boşluk sayılır. Şu andaki saçmaladıklarımdan mantıklıdır en azından, gitmek. Ölümüne, yaşamına her türlü gitmek.

İşte böyle bir boşluğu yaşarken, canımız sıkılıyor ve bunalıyorken hayal ediyoruz ya bir-takım mevzuları ve bunlar anında gerçekleşebilen hayaller değil ya, işte beni daha çok bunaltıyor şu anda erişilmez olması. Neden canım sıkılıyor, neden bunalıyorum? Herşeyi geçtim, normal şartlar altında canım sıkkınken pek hayal kurmam. Sanıyorum ki aşık oluyorum, aşk boşlukların en büyüğü aslında. Yine de oluyorum.

Ben şimdi ne yapmalıyım, kaçayım mı kendimden, kaçayım mı hayallerimden, kaçayım mı sevmekten? Gitmekten başka bir-şey bilmem zaten.

Kategori: saÄŸdan-soldan
Yorum Sayısı: (2) » Yorum Yap!

YaÅŸamaya BaÄŸlılık Örnekleri – 1

Yazar: Berk GüneÅŸ   -   Tarih: 2 Åžubat 2009   -   Saat: 00:52

Yine o en sevdiğim anlardan birindeyim ve yaratıclık duygularım haddinden fazla yüksek.Ve böyleyken bir dakika dahi düşünmeden yazı yazmaya koyuluyorum her zamanki gibi.Odanın pencereleri açık dışarı gözle görülür daha doğrusu gözle görülemeyen derecede karanlık hatta gelin şunu tatlıya bağlayıp zifiri karanlık diyelim.Ve yine her zamanki gibi oda lambasını değilde masa lambasının loş ışığını tercih ediyorum.Aklımda birden fazla düşünce var.TIK..Bir ses duyuluyor ve elektriğin kesildiğini farketmem uzun sürmüyor ama kararlıyım bişeyler yazmaya.İçerden mum alıp geliyorum ama içimden demin yazdıkalrıma devam etmek gelmiyor.Düşünmek için dosdoğru zifiri karanlığa dikiyorum gözlerimi.Ve karşımdaki yaşam mücadelesini görünce neden bu kadar dikkatsizim diye hesap soruyorum kendi kendime.Biliyorum ben sıradadışıyım ve kimsenin görmediklerini daha doğrusu göremediklerini görüyorum 1 yıl kadardır.Dedim ya kimsenin göremediklerini görüyorum hala değiştirmedim fikrimi çünkü eminimki kimse mumun yaşam mücadelesine bakıp da hüzünlenmez.
Çok acı bir şey aslında binlerce genç dert bile sayılmayacak acıların altında kalınca hayatına kıyıp giderken akılsız bir nesnenin hayatta kalmak için yaptıkları yüreğimi dağlıyor.Oksijenin yanıcılığıyla birlikte ortaya çıkan ateş gitgide eritiyor mumun yumuşak tabakasını.Ama ümidi kaybolup gidene kadar tükenmiyor.Eriyon Kısım yukarı çıkıyor ve kendini aşşağıya atıyor adeta intihar ediyorlar gibime geliyor ama sonra farkediyorum gerçeği.Meğer o aşşağıya atlayan mum zerreleri aşağıda doğru kayıp giderken soğuk hava sayesinde hemen donup görevlerine,hayat mücadelelerine dondukları yerden devam ediyorlarmış bu olayı izlerken hiç birşey yazamadım sadece izlemekle yetindim.Eğer o an düşündüklerimi yazsaydım gözlerinizin dolacağından hiç şüphem yok.
Elime Tükük bezlerimin bir ürünü olan tükrükden bir damla alıyorum ve hiç zaman kaybetmeden elimi yanma pahasına alevin içine koyup söndürüyorum bunca yaşam mücadelesi veren bir nesneye karşı kayıtsız kalmanın bana yakışmayacağını düşünmeden edemiyorum.. :P

Berk Güneş

Kategori: Berk Güneş
Yorum Sayısı: (1) » Yorum Yap!

Sorunlarla Yüzleşmek

Yazar: FTB   -   Tarih: 27 Ocak 2009   -   Saat: 04:26

Hayatı anlayamamak ama yinede üstüne gitmek kadar dengesizce bir durum var mı? Bilemiyorum ancak, ben üstüne gitmekte kararlıyım. Tam bir mevzuyu düzelttik derken, diğeri patlak veriyor. Hep uğraş üstüne uğraş istiyor canına yandığım dünyası. Sorunlar bitmez, sorular bitmez, cevaplar yetmez vs. diye diye bakıyorum ki harbiden hayat bitmiyor, aynen devam ediyor ama kişilikler yıpranıyor.

Ölümsüzlük iksirini bulamayacağımıza göre, demek oluyor ki; bu sorunlarla belli bir zaman sonra uğraşmak zorunda kalmayacağız. Aslında tek tesellim bu şu an için. Yeterli değil tabiki bu, yine de önümüze çıkan sorunları bir an olsun uzaklaştırmıyor bu düşünce. İşte tam bu kısımda yeniden uyanıyorum hayata. Yapmam gerekenlerin farkına vardığım an, tüm dengesizliğimle bir denge kurup, işi iyice inada bindirip yükleniyorum mevzuların tam kasıklarına. Pes etmeye hiç niyetim yok bundan sonra, ya ben kazanıcam sorunlarımla oynadığım galip-malup oyununu ya da pil bir-gün bitecek, aynen mezarlığa.

Sorunlar bitmez, sorular bitmez, cevaplar yetmez, bunların üstüne yetmezmiş gibi eklenebilecek her-türlü gereksiz fikir bende asla bitmez. Bu yüzden çözümleyebildiğim yere kadar, pes edersem kendi aklımı yitirmiş olacağıma inanıyorum. Neyse laf uzadıkça uzuyor, hoşçakal depresyonist.

Kategori: saÄŸdan-soldan
Yorum Sayısı: (0) » Yorum Yap!