Bir film izlemeye başlayınca, sonunu merak etmiyorsam o film beş para etmez anlamına geliyor benim için. Ancak RocknRolla, sonuna kadar eğlenceli ve Guy Ritchie’ye yakışır bir şekilde devam ediyor. Beni etkileyen en önemli kısım, tabi ki bu filmin sonu oldu. Yine de gerek filmin akışı, gerek senaryosu hakikaten görülmeye değer. RocknRolla, bana kalırsa baş yapıtlardan biri olabilir. Ben lafı fazla uzatmadan, filmden aklımda kalanları sizlere lanse edeyim.
Lenny Cole, emlak işlerinde tekelleşmiş biridir. Londra’daki tüm emlak işleri ondan sorulur ve kimi tanıması gerekiyorsa herkesle bağlantı içerisindedir. Elinde tuttuğu adamları, kullanmasını iyi bilen Lenny, One Two adında suçlunun bir şekilde ayağına çelmeyi atar ve kendisine borçlanmasını sağlar. Borçlu olan One Two ve ekibi, borcunu kapatmak adına Stella adında bir kadınla iş anlaşması yapar. İşte tam bu sıra da Lenny ve Rus iş adamının yeni yeni yürütmeye başladığı ortaklığının zedelenmesine sebep olur. Johnny Quid isimde rock yıldızı, aynı zamanda Lenny’nin üvey oğludur. Hiç beklenmedik anda çıka-gelen Johnny, Rus iş adamının Lenny’e ödünç olarak verdiği tabloyu habersizce alır ve artık herşey iyice sarpa-sarpmıştır.
RocknRolla’nın kadrosuna baktığımızda, 300 Spartalı filminden de tanıdığımız Gerard Butler’ın yanı sıra, Tom Wilkinson, Thandie Newton, Mark Strong, Toby Kebbell ve Ludacris gibi oyuncular yer alıyor. Filmin içerisinde; şiddet, para, rock, uyuşturucu ve aksiyon yer almakta. Başta da söylediğim gibi Guy Ritchie’yi takip edenler, farklı bir yönde ilerlediğini bilirler. RocknRolla, gerçekten izlenmesi gereken bir film.















