Her zaman olduğu gibi, bu gece yine kendimi sorguluyorum. Bu kez sanırım sadece kendimi değil, geceyi de sorgulamış oluyorum. Aslında bir-çok kişinin daha önceden bir-kaç kez tatmış olduğu birşeydir, gündüzlerden nefret etmek. Kimisinde gelip geçici oluyor, kimisinde yani benim gibilerde kalıcı. Olay aslında çok basit, mutsuz olan insanların çoğu, birşeyler yapmak adına fazla hevesleri olmaz ve yeni doğan gün onları pek enterese etmez. İçlerinde hep “canım birşey istemiyor!” tribi vardır. Bunun tıptaki adı, depresyon başlangıcı.
Herneyse ben sorgulamaya geri döneyim. Gündüzleri sevmeyen bir insan, gecelere bayılır. Tam tersi de söz konusu olabilir, pozitif insanlar açısından ancak pozitif’lik nedir bilmediğim bir alan ve bu yüzden yorum yapmak istemiyorum. Ben kendi açımdan şunu düşünüyorum, gündüzleri sıradan insanlar gibi yaşayıp, (işe gitmek, çalışmak, okula gitmek vs.) geceleri ise hakikaten kendini geliştirebilmek. Sanıyorum ki aklım, sadece geceleri tam randımanlı çalışıyor. Bilmediğim, öğrenemediğim herşeyi geceleri daha iyi kavrıyorum. Hep içimde, kalıcı birşeyler nasıl yapabilirim düşüncesi beliriyor. Hele ki kafam çakır, müziğim dost ve gecenin karanlığı yanımda ise…
Örnek vermek gerekirse, gündüzleri hiç-bir şekilde yazı yazamam. Hiç-bir şiirim yoktur ki, öğle vakti düşünceli bir şekilde yazılmış. Gündüzleri pek enerjik olamıyorum, canım pek birşey istemiyor. Hem istese bile, sağlıklı düşünemediğimden yapmak istediğimi yapamıyorum. Neyse ki olayı çözdüm, benimki bir hastalık değil; tamamı ile alışkanlık haline gelmiş. Geceleri huzurlu, dikkatli ve gerçekten mutlu oluyorum. Tamam daima gece ile birlikte yaşanmaz ama en azından bunu denemek istiyorum. Gündüzlerim ve gecelerim yer değiştirmiş durumda, kendimi ikisini ayrı ayrı kontrol edebileğim bir duruma alıştırma çabasındayım. Eminim ki, bu da kısa bir zaman sonra oluşacak. Velasıl kelam, gündüzü de belki güzel şu dünyanın ama gecesi bir başka…

İnsanlar kendi mutsuzluklarını kendileri yaratıyor, bunun bir türlü farkına varmak istemiyor,...

Kibritle oynama demiştim, Tutuşturabilirsin evreni. Korktuğum ateş değil, Yanmanı seyretmekti. Oynama...

Hangi asrın insanıyım ben? Neden ayak uyduramıyorum bu çatlak asfalta? Söylediklerinizden tek bir...

İnsanlardan kaçarken, Karışmıyorcasına dünyaya; Hiç kimseyi kırmadan, Herkese küfredilebilir...
5 Haziran 2011 tarihinde yazılmış film görüşüdür. Ayrıca izlenilmesi önerilen filmler arasındadır.
2 Haziran 2011 tarihinde yazılmış film görüşüdür. Ayrıca izlenilmesi önerilen filmler arasındadır.
23 Mayıs 2011 tarihinde yazılmış film görüşüdür. Ayrıca izlenilmesi önerilen filmler arasındadır.
26 Ağustos 2010 tarihinde yazılmış film görüşüdür. Ayrıca izlenilmesi önerilen filmler arasındadır.