Korku dağlarının yürekçisi,
Ölüm denizlerinin kürekçisi.
Öyle suskun oturuyor şişesinin başında,
İçtiğinin hem hırsızı, hem bekçisi..
Onu kırmış olmalı yaşamında birisi,
Dinledikçe susması, düşündükçe susması.
Tek başına iki kişi olmuş kendisiyle gölgesi,
Heykelini yontuyor yalnızlığın ustası..
Yazarı: Özdemir Asaf
Bu yazı toplamda 126 kez okunmuş.
Her şey yerli yerinde; havuz başında servi,
Bir dolap gıcırdıyor uzaklarda durmadan.
Eşya fışkırmış gibi tılsımlı bir uykudan,
Sarmaşıklar ve böcek sesleri sarmış evi.
Her şey yerli yerinde; masa, sürahi, bardak,
Serpilen aydınlıkta dalların arasından.
Büyülenmiş...
Nere gizlendimse aşikâr oldum,
Hedefte gördüler sensiz iki gün.
Dertler avcı oldu, ben şikâr oldum,
İnsafsız vurdular sensiz iki gün..
Gözlerde avcıya yaranmak hazzı,
Zevkten dört köşeydi hepsinin ağzı.
Üstüme atıldı yüzlerce tazı,
Başımda durdular...
Usta « (tıkla)
Okul yıllarında, takmadık kimseyi,
Dikkatli değildik, gençliğin kaprisi.
Öğrenmedik herkes öğrenirken,
Ah be usta, biz ne yaptık.
Tam delikanlı olduk derken,
Kalem yerine elimize sigara aldık.
Herkes birşeyler çizerken,
Biz sadece karaladık.
Ah be usta, biz ne...
Yeni bir sigara yakarak başlıyor,
Bu yazıdaki esrarengiz yolculuğum.
Nereye varacağı aslında belli,
Mühim olan nasıl başladığı.
Neler yazsam, neler çizsem,
Biliyorum, yine sana varacağım.
Hatta ne istesem ve ne düşünsem,
Seninle uykuya dalacağım.
Sabahı...
Bulutları düşünüyorum, kuşları ve aşkı,
Tarihleri var da onların, hatta anıları.
Vatanları olmadı hiç bir zaman, ki onlar,
Ayışığına karıştılar yeryüzünden göçerek.
Ve bırakarak metal bir uygarlığı geride…
Anladım ayaklarımın altındaki...